|
Sayfa 5 Toplam: 10
|
HAYAL AKIŞI
İskelenin burnuna yük olmuşum gibi sanki. Ki hiç hissetmedim şimdiye
kadar böyle bir şeyi. Bu kez, "Anladın artık, tanış onunla" diyor,
ayaklarımın altında, dizilmiş tahtalar. Beni deniz'e atar gibi
ittiriyor. Dil uzatır gibi denize, kıvrılıyor burnu, beni kusuyor.
|
Yeryüzünü iyi biliyorum. Ağaçlar var, çeşit çeşit. Gülibrişim var en
çok. Pul pul dökülen pembeli sarılı yaprakları. Dağlar tepeler var,
çıkılası. Seni "keşişliğe" davet eder gibi göz kırpması. Nehirler,
dereler, her birinde ayrı akıcılık. Mağaraları, kuyuları, seni içine
çeken. Var. Biliyorum, tanışmışım, köşe bucak.
Onca izlediğim suya benzemiyor bu. Güneş başka dans ediyor içeride.
Yosun tutmuş kayalara dokunuyorum tanımak için. Daha derinlere
dalıyorum. Siyah, boy boy su damlaları görüyorum, katılaşmış. Gümüş
periler geçiyor önümden. Altın tozu dökülmüş sanki diplere. Denizin
yeryüzü dahi, canlı.
Bacaklarım artık ortak olmuş. Mavi, gri parlak pullarla karargah
kurmuş. Deniz'e atılmış bir çatal bulmak geçiyor içimden, saçlarımı
taramak istiyorum.
Kolumdan tutup, kendine çekiyor beni başka bir kol. Daha önce
görmediğim renkleri görüyorum, burnumun dibinde. Yedi kol daha
sarıyor bedenimi. Başımı geriye atıyorum. Sarmaş dolaş batıyoruz.
Sevişerek. Daha çok bulanıyoruz denize. Bir birimizle daha çok
buluşuyoruz. Sekiz kollu dâhiyle bir bütün olmuşuz, denize
karışıyoruz.
"Ahtapotlar hakkında ne düşünüyorsun?" diyorum farkında olmadan,
gözlerim kapalı.
"İki beyinleri var adamların, akıllılar. Dikkatli olmak lazım!"
diyor biri.
İrkiliyorum.
Balıkçıyı ilk o zaman fark ediyorum. Bir de, gördüklerimin hayal
olduğunu. Anlıyorum sonra. Hayal kurmaktan ibarettir sadece, yaşamak.
|
|