TÜRKİYE CANIM FEDA

ELiTYUM SAAT

HAVA DURUMU

Kimler Online

Şu anda 11 Misafirs ve no Üyes online
 

Gönül Dostu olmaya hazırmısınız?
Tertemiz dostlukların, arkadaşlıkların, aşkların yaşandığı sohbet odalarımıza sizleride davet ediyoruz.
Gerçek dostlukların, arkadaşlıkların
ve aşkların yaşandığı bu mekanda sizde yerinizi alın.
Kendinizi hazır hissediyorsanız?
"Sohbet"e Tıklamanız Yeterli.

Sitemize Nereden Ulaştınız?
 

elityum fm Radyomuzda Yayınlanmasını İstediğiniz İSTEKLER İçin Tıklayınız
 
 
HİKAYELER (Benim Niye Gelinliğim YOK?) | Yazdır |
5 yaşındayken benim boylarımda, üstelik gelinlikli bir bebeğim vardı. (Benim gelinliğim yoktu, onun vardı.) Bana ait bir gelinlik yokken, o gelinlikle doğmuştu. Bu da hayat koşullarının benim için zor olmasının o dönemki en büyük sebebiydi. Bu ailenin en güzel kızı bendim ve eve gelen her misafirin bebeğime övgüler yağdırması asabımı bozuyordu. Üstelik başka arkadaşım olmadığı için ona bağımlıydım. Parktaki çocuklar yüksekten atlama, tırmanma, salıncaktan atlama gibi aktivitelere katılmamakta ısrarcıydılar ama bebeğimin bu konuda ters bir tepkisi yoktu. Ayrıca önceden atlayıp durumun tehlikesini kavramama da yardımcı oluyordu ama sonuç olarak onun gelinliği vardı ve benim gelinliğim yoktu.

          Bir gün misafirlerden biri o salak bebeğin ne kadar güzel olduğunu söylediğinde, babamın bu durumu onaylaması artık bebekle aramızdaki husumette son noktaydı. Baba benim babamdı ve sırf gelinliği var diye salak bir bebeğe onu kaptırmayacaktım. Ben de onu cezalandırmaya karar verdim. Saçlarımı sakızla toplamaya çalıştığım için benim saçlarımı kesilmişti. O zaman onunki de kesilsindi. Bir güzel budadım saçlarını. Ama hala güzeldi. Yetmedi, kırmızı ojeli parmaklarını da ısırıp kopardım. Hızımı alamayıp saçlarına da tükürdüm, tekme attım ayağım acıdı ve sonrasında bebeğin bana saldırdığını iddia edip ağladım. O bebekten nefret ediyordum.

          Babannem evinde bulunan her türlü eşyasının bana saldırmasına alışkındı. Zaman zaman oyuncaklarımla yaşadığımız tartışmalarda da arabulucu olurdu. Oyuncaklar bana ilginç gelmediği için, (büyük bir kısmıyla da kavgalıydım zaten) babannemin evindeki herşey bana aitti. Ama iyi ama kötü ev eşyalarıyla oynuyordum. Fakat bazı eşyalarla iyi anlaşamıyorduk, altını ev üstünü at olarak kullandığım sehpa, atlık görevini yaparken hem ayakları kırılmıştı, hem de kafamı duvara çarpmıştım. Onunla ilişkimiz de böylelikle bitmek zorunda kalmıştı. Sonrasında kafama geçirdiğim tencere kulaklarımı acıtmıştı ve dedemin kravatının da kesinlikle uçmadığına karar vermiştim. Agresif ve de tükürdüğünü yalamayan delikanlı bir çocuk olarak ben de bütün bu eşyalarla ilgimi kesmiş, hemen hepsini de babanneme şikayet etmiştim. Babannem de hiçbir zaman istifini bozmayarak şikayet edilen eşyalara bütün ciddiyetiyle kızmıştı. Duvarı şikayet ettiğimde (gelip kafama çarpmıştı) onu tokatlayarak ona olan tepkisini de açıkça belli etmişti. Sadece gözüme gelen güneş ışığını şikayet ettiğimde afallamıştı, en sonunda ona doğru tükürerek onun da cezasını vermişti.

          Fakat bu sefer durum farklıydı. Babannem, bebeğimin tek arkadaşım olduğunu ve onla anlaşmam gerektiğini söylemişti. (Ama onun gelinliği vardı ve benim gelinliğim yoktu.) Bir süre masanın altında ağladım ve babannemin bana yaptığı dolmayı yememekte direndim. İnadım geçince ve de üstüne acıkınca masanın altından çıktığımda aklıma muhteşem bir fikir gelmişti. Onun gelinliğini giyebilirdim! Babam da böylelikle ne kadar güzel olduğumu görücekti.

          Keltoş bebeğimin kıyafetini soydum, kendi üzerime giydim. Sonra da annemin gelin çiçeğini de kafama tokalarla sabitledim. Annemin rujunu yanaklarıma, dudağıma, gözüme ve de parmaklarıma sürdüm. Babannemin beyaz topuklu ayakkabılarını da giydim ve kendime gelin buketi olarak salondaki çiçeklerden bir aranjman yaptım, babannem görmesin diye de koltuğun altına sakladım. (Artık benim gelinliğim vardı ve onun gelinliği yoktu.) Babannem yeni halimi gördüğünde uzunca bir süre güldü, böylelikle ben de ne kadar güzel olduğumu anlamış oldum. Sonrasında yüzümdeki boyaları (oysa ki onlar makyajdı) çıkartmak istedi ama ben akşam babamın beni görmesi için direttim. Keltoş, çıplak ve çirkin bebeğin ise ne yaptığı o an en az umrumda olan şeydi. Akşam babam gelene kadar gelinliğime yaraşır bir vaziyette babamın ingilizce kitaplarını okudum. (Yani uzun süre resimlerine baktım.)

          Akşam babam her zamanki saatinde geldi. Ben ise koltuğun altında sakladığım çiçekleri çoktan almış, koltuğun arkasında gelinliğimle beraber bekliyordum. Salona girdiği an elimde salon aranjmanlı çiçeklerim ve suratımdaki muhteşem makyajımla tam bir gelinlikli kıza yaraşır şekilde babama bir anda koşmaya başladım.

          Babam güzelliğim karşısında şoke olmuştu. (Artık sadece beni güzel görecekti.) Bana bakakaldı. Ben ona koşmaya devam ettim, o da bana bakmaya devam etti. E ben onun önünde durdum, o inatla bana bakmaya devam etti. Durdum, kafamı kaldırdım ben de ona baktım ve o bakmaya devam etti. (Yoksa beğenmemiş miydi?) Babam tepkisiz bir biçimde bakıyordu, baktıkça bakıyordu. İlk lafı “Yüzüne ne yaptın kızım?” olduğunda kalbim çoktan kırılmış ve masa altındaki ağlama bölgeme de çoktan girivermiştim.

          Sinirli, delikanlı ve de üzgün bir çocuktum. Bir o kadar da babam tarafından şımartılmak hoşuma gidiyordu. Babam güzel olduğuma ikna edene kadar yalandan ağladım ve de somurttum. Somurtma ve ağlama olayını da uzatmak istemiyordum çünkü babamın ilgisinin bana kaymasından dolayı bizi kıskanan annem kötü kötü bakmaya çoktan başlamıştı. Ve 5 yıllık küçük hayatımda annemin susmasının dünyanın en tehlikeli durumu olduğunu çoktan anlamıştım. Her an akşamları aldığı şemsiye çikolataları almamaya başlayabilirdi. Masanın altından çıkmam için ısrar eden annem elimdeki gelin buketini gördü. Tehlikeli bir durumla karşıkarşıyaydım. Babam yine gülüyordu, annem yine susup bana bakıyordu. Bir anda masanın altından çıkıp babama doğru koştum. Kucağına oturdum, anneme de teselli armağanı olarak artık solmuş gelin buketimi attım.

          O akşam babam beni gelinliksiz de beğendiğini söyledi. (Ayrıca beni bebekten tabii ki daha çok seviyormuş.) Ama çiçekleri koparmam çok uygunsuz kaçmış. Bu konuda çok uzun bir nutuk çekti. Babamla konuşurken annem birden beni cebren babamın kucağından aldı. Ondan daha güzel bir gelin olduğum için kıskanıp makyajımı çıkarttı, saçımı bozdu ve pijamalarımı giydirdi. Sütümü içtikten sonra yattığımda yorgun ve de büyük arbedeler atlatmış bir kızdım. Bir daha asla makyaj yapmayacaktım çünkü annem çıkartırken canımı çok yanmıştı. Bebeğimle barıştım, ona kıyafetini giydirdim ve kendisinden özür dileyip uykuya daldım. Artık hayatında daha mantıklı kararlar alan bir kız olacaktım.
 
< Önceki   Sonraki >
© 2010 Elityum.Net / Elit, Elitlerin, Elit Ortamı.. Sohbet, Forum, Program, Fıkra, Rüyatabiri, Video, Eğlence, Mizah
Elityum.Net Uzman Çözümler Tarafından Geliştirilmiştir.