|
Kalabalık ve sıcaktı sokak. Yer soğuk, ben meraklıydım. Gözlerin donuk. Rüzgar çıktı, toprak ana alev aldı. İnsanlar silindi birer birer. Sen yürüdün, geçtin...
Kış geldi. Kar yağdı. Ben hala küçük, ben hala sıcak. Ve bere çok yakışıyordu sana. Gözlerin donuk.
Tüm renkler merhaba dedi hayata ilkbaharla. Sen günışığıyla geldin. Binlerce koku, binlerce kalp atışı getirdi saniyelik bakışların. Sonra savaş tanrıları yoldaşım. Sonra ferah bir boşluk.
Kocaman kollardı dünyayı saran. Hep hakim, hep sahip. Ama göğsümde zayıf ve çırılçıplak, aç, susuz, yorgun bir çocuk. Kurumuş dudaklarından kan akardı avucuma.
Çok yakındı gece. Büyüdü karanlıkları. Gözlerim oldu. Gözyaşın oldu. Şarap oldu. Ölesiye içtin. Kimse görmesin diye gururundan kabuk tutmuş yaralarını, abalar giyindin.
İklimler geçiyor ben yalnız yazarken. Bütün duvarlara ayrı tarihler atıyorum. Biri seninle, diğeri seninle, öbürü seninle. Duvarlar sen oldun. Yıkıldı teker teker. Altında kaldım. Yaz bitiyor. Ne sıcak, sıcak; ne de ben varım.
Tüm renklerim sana döndü. Baştan silindi resimlerim. Portrelerim kayboldu.
“Şimdi öyle uzak ki geldiğim yollar, yanlış bir öyküdeyim beni yeniden yaz.”
|