Ne insafsız yüreklere misafirlik etti bu gönül? Her defasında pamuk ipliğine bağlı hayatım biraz daha incelmekte, biraz daha elimden kayıp gitmekte? Üzüntüm yenilmişliğime değil, hak etmediğim yerde kendimi buluşuma. Yürüdüğüm yollardaki çakıl taşlarına değil isyanım beni oraya bile, bile mahkum edenlere. Ben kalbimdeki cam kırıklarını toplamaya çalıştıkça daha fazla batıyor yüreğime, kanatıyor? Yok olmaktalığın koynunda yaşamak öyle zor ki sevdiğim? Bilemezsin, o ulaşılmaz sandığın yıldızlar en yakın dostun oluyor. Onlara anlatmaktan başka çaren olmadığını bildiğin için döküyorsun yüreğini hiç ama hiç düşünmeden. Zannettiğin kadar kolay olmuyor hiçbir şey. Uykusuzluğa çoktan alıştım ben? sadece hayalini görebildiğim gecelerde o soğuk bedene sarılıp uyuyabiliyorum ki bu bile benim için büyük bir nimet sevdiğim. Şimdi sen kim bilir hangi gönüllerdesin, kim bilir yine nasıl masum bir çocuk rolündesin? hayat senin sevdiğim! Ama dikkat et! sandığın kadar uzun sürmez hoyratlığın, yaramaz tavırların. Elbet bir gün hayat sana da kanlı hançerini vuracaktır. İşte o zaman anlayacaksın soğuk bedenlerde yok olup gitmeyi?sen de öğreneceksin yüreğini dilediğince yıldızlara dökmeyi. Hiçbir zaman cesaret edemeyeceksin o aşık gönüllere girmeye, tekrar üzüleceğinden korkarak? biraz daha yok olup gideceksin sen de tıpkı benim gibi çaresizliğin orta yerinde? o karşısına geçip süslendiğin aynaya baktığında tanıyamayacaksın kendini, acıma duygusunu öğreneceksin ve en çok da bu duyguyla kendine bakarak tanıştığına üzüleceksin. Artık hiçbir değer ifade etmeyen o çapkın bakışlarında birkaç insan gülümsemesi arayacaksın ama farkında olmadan daha derin bilinmezliklerin kör, sağır ve karanlık diplerine dalacaksın, kaybolacaksın? işte bu noktada beklide hiç fark etmediğin beni arayacaksın, aynı kulvarda olduğumuzu düşünerek? çok yanılıyorsun sevdiğim beni de bulamayacaksın yanında? evet belki görünüşte aynı kaderi paylaşıyor, aynı şeyleri yaşıyoruz ama yinede bir fark var ki aramızda bu bizi birleştirmeyecek en büyük neden, sen hak ettiğin ben ise hak etmediğim yerdeyim?
Öğrendim
Bir zamanlar bir kız sevmişim adı bilmem kim.. sevdayı boş bakan gözlerde arayan bir deli adam.. yel değirmenleriyle savaşanların adı Donkişot olurken benim adım enayi olmuş saf olmuş.. ben hiç biz olmamışım. Hiç susmamış kadar yorulmuşum ama hiç bişeyi anlatamamışım. Ağlamışım, gülmüşüm, sevmişim ama sevilmemişim.
Yağmurda ıslanırken çakmakta ısınmışız, ama ısınan ellermiş yürek değil.. sanmışımki değerliyim önemliyim oysaki unutmuşum savaşmak için inanmak gerek. Sevmek için yürek olması gerektiği gibi..
Keşkelerle başlayan bir hikayede sevdalar vuslata kalırken umut yıldızlar kadar uzak oluvermiş ve umutsuzluk karabasan gibi çöküvermiş hiç ummadığım anda.. kendi kendime demişim ki o kaybetti..
Ama yüreğim tam tersine kaybedenin sen olduğunu içten içe haykırır. Susturduğunu sanırsın, unuttuğunu sanırsın ama unutamamışındır. Çünkü benden bişeyler kalmıştır o yürekte.. belki puslu gözlerle geçmişe bakmaya cesaret edemem hatta hiç yokmuştu ki derim..
Dudaklarım yüreğine söz geçirdi sanırım mantığımla anlaşıp.. oysa o yürek sevdayı yaşamıştı; sevmişti sevilmişti ve biliyorum ki birgün ya sevdasını içinde büyütüp savaşacak yada sevmeyecek..
Şimdi yalnızları oynuyorum belki ama biliyorum ki birgün bende hak ettiğim yere gelecem ve hiç sevilmediğim kadar sevileceğim, özleyeceğim ve özleneceğim..
Hayat boyu kaybetmeye alışmış birinden bir serzeniş daha kadere belki bu benimkisi..
Anladımki sevdiğini güllere boğmak, onu her şeyden korumaya kollamaya çalışmak, onun için günlerce uykusuz kalmak ve en önemlisi ona her fırsatta sevdiğini söylemek boşuna;
Bana gülmeyi işkence haline getiren birine gülmek haram olacağı gibi sevilmeden sevmekte bana bundan sonra haram olsun.
KENDİ İÇİMDE FIRTINALAR YARATAN BİR KAPTAN OLUP BİR KAŞIK SUDA BOĞULMAYACAĞIM GİBİ GEMİYİ İLK TERKEDEN DE BEN OLMAYACAĞIM...
YAZININ DANSI
Yaşamda; tabulari cigneyebilmek icin, ilerlemeci ve değişikliklere açik olmak gerekiyor...!
Ve ben, siradanligimin disina ciktigim ve o hiç ugramadigim, seyrek eğrelti otlarinin bulundugu tarlada gezerken buldum seni ansizin. Ben ve diğerlerinin şaşirarak karşiladigi bu ana dair , ufacik bir süphe olmaksizin, dokunurken, yapraklarina zarar vereceğimi düşündüğüm bir gelincik olarak giriverdin hayatıma; hem de o anlamsiz tarlanin içinden... Siradanliği gün be gün değiştirerek şekillendirdin günlerimi.. Zorluklarima dokundun, ışığını paylaştin benle. Hergün daha çok var olmaya ,kanima karişmaya başladin sanki.. Kimseye anlatamadiğim o coşku içimde şekillendi durmadan.
Ve kırmızı ışıkları tekrar yaktım,yeni gelecek arabaların ihtimali doğrultusunda. Artık otopark doluydu.Ve yeni, tek bir arabaya bile, yer kalmamişti içerde. Lambanın rengini, senin yapraklarindan aldım. Fırçamın ucunu boyadım ve girişe iliştirdim tabelayı. Hiç korkmadım bunu yaparken. Önceleri düşüncemde sakliydi. Şimdi senden başka herkesle paylaşıyor olsam da; içim çekiliyor,birgün geleceğini ve sana da her bir duygumu tek tek anlatacağımı düşündükçe.. Öyle garip bir his ki bu, yokluğunla gitgide gerçeklerimin içinde yerleşmiş olmana şaşıyorum. En az ben inanıyordum böyle olabilme ihtimaline. Belki de ondandır bunca şaşkınlık?! Kim bilebilir ki???
Sen biliyorsun!!
Sen biliyorsun,şaşırmamak gerektiğini. Nasıl olduğunu bilmiyorum.Yani, bunca umudu nasıl ve hangi dayanağa inanarak üretebildiğini bilemiyorum. En çok bu yönünü seviyorum senin. Yaktığın hiçbir mumun sönmesine izin vermiyorsun. Ellerini rüzgarda öyle güzel şekillendiriyorsun ki sönmemeleri için; sönmüyorlar... Belki de, bana bunca güvendiğin içindir, böyle bir imkansıza ?merhaba? demem...Öyle ya; bana kimse bugüne dek, bu denli güvenmedi... ?Güven? bir kabus kelimesi halini alırdı her defasinda, hayatımda bir yerlerde...
İşte şimdi yine yazıyorum. Güzel şeyler yazıyorum. Ne kadar güzel olduklarını anlatamayacağım güzellikte şeyler yazıyorum. Yazarken anlatmak istediklerimi, okuyacaklara en doğru şekilde anlatabilmek için, noktalama işaretlerini nereye yerleştireceğime, defalarca göz atmak zorunda kaldığım derecede güzel şeyler yazıyorum. Uzun cümleler yazıyorum. Edebiyat derslerinden kalma bilgilerle; kişileştirmeler ve hüsnü-l arifler kullanıyorum. Duygularımı bunca harekete geçirmiş olmandan gerek, yazdıklarımı tekrar okuyabiliyorum. Bunların neden önemli olduğunu bilemeyecek kadar geç geldin hayatıma. Belki zamanlama hatasıdır hayatımızın, belki de tam vakti. Bunu asla bilemeyeceğim, sen birgün geri gelip hayatıma dokunmadan...
Yarını bilemem, ama bugün seni seviyorum. Dünden daha fazla seviyorum. Ben, seni seviyorum. Kalbime aşık olan seni seviyorum. Çocuksuluğunu; koruma içgüdünü; içindekileri ifade etmeye çabalarken, beceremedikçe bocalamalarını; beni ne çok sevdiğini anlatamayışını, ve aslında bunu yaparken çokça anlatabilmeni; dalga geçmeni; elime dokunurken içinden geçen o titremeyi; gözlerinin her halimi takip edişini; bana hayranlıkla bakışını; gülüşünü; kokunu seviyorum. Benimle beraber,benim korkularıma karşı benle savaşmanı seviyorum. Olduğun gibi, seni tamamen oldugun gibi seviyorum. Ve bunu yapabilen senle gurur duyuyorum.
Senle huzur doluydum.Senle gülmek,senle ağlamak kadar romantizm kokardı. Senle ağlamak, dans gecelerinde dans etmek gibi keyifli bir şarkıydı. Sohbet edemediğimiz zamanları hatırlar mısın? Aslında ne çok sohbet ederdik... Susmana kızdıkça, susardın ya sen inadına; sana kızarken bile içinden geçenleri anlayabilmeyi severdim. Duymayı isterdim aslında. Ama sen zamanlamalarınla ve kendi kurallarınla sendin... Beni sinir ettiği halde kimi hallerin, saygı duymaktan daha fazlasıydı sana karşı içimde büyüyen. Kendindin ve doğru olanına sahip çıkıyordun hep. Ve kendi doğrunu yaptırmak adına benle savaşmıyor, nedenlerini bıkmadan usanmadan anlatıyordun. Ne garip; benim gibi sabırsız biri için yutkunmayı öğrenmek bile seninle başlıyor.
Sana birgün anlatmıştım.Hayatta her insanın bir kez, ?ondan önce ve ondan sonra?sı olur diye... Bilmem hatırlar mısın?! Bana neyi öğrettin biliyor musun? Bu bir değil birçokmuş... Hayatta belirli kişiler varmış. Ve o insanlar; hayatlarına girdikleri kişilerin hayatlarına girişleri sonrasında, öncesindekinden bambaşka bir insan oluşmasına sebep olurlarmış. Ve sen bundan senelerce önce bir kez yaşamış olduğum ondan önce ve ondan sonranın ikinci örneğisin hayatımda. Sen bunun için hiçbir ekstra bişey yapmayarak yaptın bunu bilir misin???Bilmelisin... Belki de bu ; o zamalar, çocukluktan ergenliğe geçiş döneminin, bir kopyasıdır ve yeni bir dönem değişikliği örneğidir, belki de sen ?u? dönüşü için izin veren polisisindir hayatımın.
Ne yaptın, nasıl yaptın bilmiyorum; ama usulca hayatıma girip, fark ettirmeden bunca bana destek olabildiğin için teşekkür ederim.
Ve sen hangi dünyada, hangi rüyalarda,hangi düşüncelerdesin bilmiyorum ama ne olur çabuk dön... Ben seni çok özlüyorum!!!
Belkide Boşver Demeliyim
bu sana ilk yazışım gözyaşlarımı daha önce hiç bi mektuba kilitleyip arkasına pul yapıştırmamıştım belkide duygularımı bi zarfın içine sığmamasından korktum ne bileyim..
belkide merhaba demeliyim... malum 9 yıldır yüzünü görmedim şimdi kimbilir ne kadar değişmişsindir?? belki sende beni düşünüyosun bilmiyorum belki sadece hayal etmeliyim... sana her şiir yazışımda keşke sözlerimi geri alabilsem diyorum.. ama biliyorum ki bu benim 9 yıl önce yaptığım hatanın bütün ömrüme taksitler halinde yayılmışlığın yalnızca bir tanesi... şimdi eskişehirdeymişsin psikolog olacakmışsın oysa sen matematik öğretmeni olacaktın.. hep benim yaptığım matematiksel hataları düzeltecektin.. bizim hayallerimiz var diyemiyorum çünkü biz hiç hayal kurmadık hep bi vazgeçmişliğin kavgasını verdik kısa buluşma sahnelerinde. doğum günlerinde bile ne diyeceğimizi bilemedik.. halbuki bir öpücük ne kadar güzel olurdu değil mi?
öyle ya biz seninle öpüşmedik bile mahallenin magandaları sana göz koyduğunda bana hangi elinle tuttun elini diye sorduklarında bile cevap veremedim. ben senin elini bile tutmamıştım. bir kusur değildi bu aksine öyle bi sevgiydi öyle bi aşktı ki korktum. elini tutarsam bütün büyünün bozulacağından öpersem uyanıp benim kötü yüzümü göreceğinden korktum. şimdi evlenmek üzeresin belkide evlendin.. ben ise hala yalnızım tıpkı ölüm gibi.. bir gün yanına geleceğim beni tanıyamayacaksın tıpkı benim şimdi seni tanıyamadığım gibi.. senin yanında sevgilin olacak benimse yanımda sevgilim dediğim bir tomar kağıt parçası.. ne demeliyim seni görünce beni tanıdınmı demeliyim yoksa sarılmalımıyım boynuna??
....belkide boşver demeliyim...
Nefesim Sensizlik Kokuyor
Kırık bir kadehsin sen elimi kanatsan da.Eski bir sarkısın sen yüregimde yankılanan.Defalarca dinleyip ,dinlemekten bıkmadıgım , her dinledigimde gözyaslarımla eslik ettigim bir eski ask sarkısın sen.Puslu sabahlarda yarınlarımda kurdugum hayallerimsin sen.Sen, beni terketsen de hayallerimin en güzel düşüsün.Çekip gitsen de gönlümden kopartmaya kıyamadıgım nazenin cicegimsin .Sönmüs bir yıldızsın sen gözlerimde ; sen uzaklarda olsan da seni gözlerimden silemiyorum ve de gözlerimi sana bakmadan alamadıgım parlak yıldızımsen sen..,
O parlak gözlerinde mutlu ömrümü yasadım .Bir bahar yasadımsa kalbimin karakıslarda bil ki ;senin gözlerindeki yasama sevinçlerindeki bahar tomurcukları sayesindedir.Bin defa ölümdümse yasarken ; bil ki senin gözlerinden süzülen gözyaslarına kıyamadığımdandır.
Ardına bakmadan, kollarımı kollarından mahrum bıraktıgın icin gecenin sessizligi ruhumu tırmalıyor. Hasretimin cıglıkları karanlık geceyi hıçkırıklara boğuyor.Bir mum ısıgı gibi yavasca sönüyor yasam ışığım.Ne uzanan bir el ne de ısıklar var karanlık var odamda.Karanlıklar icinde üsüyormus gibiyim.
Kaybetim tüm yasama seviclerimi ,yüzümdeki seninle acan gülüşlerimi özledim.Senden kalan yalnızlıklarımda hüzün denizlerinde fırtınalarla savasıyormusum gibiyim.Sensiz yasarken seninle her gün ölüyormus gibiyim...Asırlar gecse de solmaz derken askımız ,ilkbaharları bırakıp karakıslara yenildik.Bir ömürboyu bitmez derken sevdamız hüzün denizindeki ayrılık fırtınalarına yenildik.Hayallerimizde Cennetteki Leyla ile Mecnunu yasarken sevdanın gururu altında ezildik ve sevdamıza ask-ı memnu derken simdilerde birbirmizi gördügümüzde ayrı iki yabancı gibiydik..
MAVİ GÖZLÜM
En cok cok konuşmam gereken anlarda neden hep sustum dersin?Yaşamak,hangi celişkilere inat var olmayı bilmekti?Sesini sesimle,seni kendimle bütünleyip aşkı yaşıyorum.Seni sensiz yaşıyorum.Yaşam öyle bir denklem ki çözmeye calıştıkca yeni bilinmeyenlerle nasıl bunalıyorum.Sonrası hayalindedir.Bense yaşama ilişkin en anlamlı yanılgıların yaşandıgı sürecte seni bulmakla yitirmek arası zamanlardayım.
Ben seni sensizde yaşarım sevdigim.Gün olur sana cogalırım ,seni üretirim aynı güzelliginle ve binlerce sen içimde,binlerce sevda...Her biri özleminle daglayan gözlerin.Her biri bana gelen karanlıgın ışıgı yırtması gibi uykularımda.Ben seni sensizde yaşarım sevdigim.Bedeli kirpiklerimdeki yaştadır.Aglamak zoruma gitmez,hesapsız sevmelerdedir gercek kimligi unutma!Gün olur güneşin batışındaki kızıllıklarda gözlerini ararım.Yüzünü ararım bektıgım her resimde .Çalan her telefonda sesini ararım ve sen kimbilir hangi iklimlerdeki aykırı yakınlıklarda kendini ararsın.Bir cicek büyütüyorum içimde,türünü kimsenin bilmedigi.Bedeli özlemindi;ödedim.Her yapragı başka bir anlamdı anlaşılmadı.Katran karası gecede uzaktaki ışıga yürüyen yolcu gibiyim.Yoklugun bir ıslık gibi dudaklarımda adını besteliyorum sensizlige inat.Ellerim seni hiç bilmedi belki ondandır,üşüyorum.Aramızdaki kilometrelerin metrelere dönüşecegi günü düşündükce seviniyorum,bir gün içinde olsa.O günü bekliyorum.BİLİYORMUSUN?anlatamadıgım ne cok şey birikti içimde...
Bir gün daha bitti yine sensizim Kendimleyim sensizim yazmak için kimselere diyemedigim yasaklarda sevmelerimi sıgınıpta tenine yirmi dört saatin her anını seninle bu kadar dolu yaşamak yoklugunda bile güzel.Yanlızca hayallerde kalsanda MAVİ GÖZLÜM seni seviyorum... (AHİNA TE NAVA MINA)(MAVİ GÖZLÜM)
Sevdim Seni
Seni sevmek öyle güzel ki Çünküsü ve nedeni yok bu sevginin Birşeye bağlı olarak sevmek istemiyorum çünkü Seni sadece sen olduğun için seviyorum Eskiden hep ben diye başlardım cümlelerime Şimdi biz diyorum farkında mısın? Sen ve ben yani biz yani ikimiz... Biliyor musun en küçük olmusuzlukta ölmeyi düşünürdüm eskiden Risklere girmekten korkardım.. Şimdi birçok riski göze alabiliyorum Hem de ölmeyi düşünmeden Sen varsın çünkü biz varız Ve tüm zorlukları birlikte aşacağız... Sen yokken günler birbirinin aynısıydı Hiçbir fark yoktu ve hayat öyle boştu ki benim için.. Seninle birlikte yepyeni bir sayfa açtım hayatıma O sayfa öyle güzel ki hiç sonu yok Hiç karalama silme yok Herşey ilk günkü gibi.... Bana güç verdin , destek oldun ve Herzaman güvendin... Hayallerim hedeflerim oldu sayende Düşlerim gerçeklerim... Ve geleceğim Unutma ben senin geleceğinim Sen de benim... Çok zorluklar var önümüzde Ne kadar güçlüyüm bilmiyorum Günün birinde bir taşa takılıp düşebilirim Ya da yuvarlanabilirim bir uçurumdan aşağı Ama yanımda sen oldukça Korkmuyorum hiçbir şeyden Ne taştan, Ne uçurumdan , Ne de ölümden... AŞKI ögrendim seninle papatyam Sevmeyi ve sevilmeyi... Geçmişin hiçbir önemi yok benim için Değiştiremem çünkü Gelecek de çok önemli Ama daha önemli birşey var ŞİMDİ Yaşadığımız içinde bulunduğumuz an Ve ben şimdi çok mutluyum
ÇÜNKÜ SENİ SEVİYORUM ÇÜNKÜ SENİ SEVMEK ÇOK GÜZEL ÇÜNKÜ SENİ SEVMEK : HER YENİ GÜNE SENİNLE BAŞLAMAK VE HER GÜNÜN BİTİŞİNDE HERŞEYE RAĞMEN SENİ SEVMEK ÇOK GÜZEL DİYEBİLMEK...
Gözlerine Hapset Beni
Gözlerine Hapset Beni
Yalnız mısın benden uzaklarda, ellerin boş mu kaldı bir tanem? Gözlerinden akan yaşlar artık kalbini mi acıtıyor... Kalbinde ki yangını durduramıyor musun? Tıpkı benim gibi sürekli hayallere dalıp düşünüyor musun? Gözlerinin daldığı yerde hayalimi görüyor musun? Peki ya dokunmak istediğinde ellerinin ona hiçbir zaman değemediğini görmek seni yıkıyor mu? Yalnızlık bu kadar kahredici olmamıştı değil mi? Ama biliyor musun bir tanem ben kahroldum, yıkıldım artık... Yalnızlıklarla baş etmek istemiyorum belki de... Belki de hayatım boyunca yalnız kalmışlığın verdiği acıyı bilen biri olarak dayanamıyorum... Bugüne kadar hep gecelere isyan ettim ama artık anladım ki asıl suçlu gündüzler. Artık güneş doğsun istemiyorum çünkü her doğan güneş beni her gün yeniden başlayan üzüntülere itiyor... Her gün doğduğunda gülüyorum ama bu tebessümler beni hayata bağlamıyor. Bende senin gibiyim...!!! Peki neden hata bende olsun... Neden acısını doğan günden çıkarmıyorsun... Neden her seferinde bana yükleniyorsun... Artık acıları sırtıma yüklenemiyorum çünkü taşıyamıyorum...! Ağzımdan çıkan her kelime bir haykırış ama duyanım yok, oysaki ben herkesi duyabiliyorum...! Gözlerimi kapadığımda karşımdaki hayal sensen eğer bil ki akan göz yaşlarım mutluluktan... Yalnızda olsam hayalinle beni şereflendirmen bile yeter... Sana gözlerine hapset beni dedim. Yanaklarından süzülüp dudaklarında biten göz yaşın olmak istedim. Ömrümü kalbinde tüketmek istedim. Ellerimi ellerine kelepçelemek, anahtarını okyanusların dibine gömmek istedim. Olmaz dedin her seferinde, istemedin beni, kalbimi, sevgimi...! Öleyim dediğimde ise sadece güldün çünkü yapacağımı biliyordun. Benden ölmemi isteseydin bu kadar üzülmezdim, bana sensizliği yükledin...! Kapıyı çekip gittiğinde arkandan baka kalmıştım. Hani sana aşkımı ilan ettiğim gündü... Tüm cesaretimi toplamış “seni seviyorum” demiştim, oysaki bana her zaman gülümseyen sen susup kalmiştin, bekledim “bende seni seviyorum” demeni bekledim ama demedin... Bu kadar zor değildi biliyordum ama öğrenmiştim ki “sen beni sevmiyordun.” İşte hayatın acımasızlığı beni de vurmuştu o gün, o gün beni yıkmayı başarmıştı...!!! Hele de evlenip gittiğinde, bu diyardan göçmeye karar vermiştim... ama olmadı işte, bir daha da yapmaya cesaret edemedim. Aradan sekiz sene geçti hala aklımda, kalbimdesin ama biliyorum sen yuvanda, kendi hayatında, benden uzakta yaşıyorsun... Ya sana geri dön dersem, biliyorum şuan benim de güldüğüm gibi sende gülüyorsun... Çaresizliğime ver be gülüm, bana gülme, acıma, üzülme benim için; sensizim belki, omuzlarımda inanılmaz bir ağırlığı taşıyorum ama sensizliği taşımak bile güzel be gülüm... Belki bir gün seni görürüm umuduyla yaşıyorum. Sen değil miydin umutlarını kaybetme diyen. Her zaman mutlu olmasını bil diyen, sensiz olmuyor ama en azından seni düşündüğüm zamanlar gülebiliyorum... Yaşadığımız anılarımızda olmasa herhalde kalbim durmuştu şimdiye kadar... Ben sende tutuklu kaldım, kendi hayatımdan çaldım, yedi cihan dolandım, bana mısın demiyor...!!! Sen beni kalbine kilitlemedin belki ama ben seni kilitliyorum... Ömür boyu kalbimin mahkumu olarak yaşayacaksın ve bebeğim en kötüsü sen bunu bilmeyeceksin...!!!
FEDA OLDUN MU HİÇ.?
Hiç bir insanı unutmak, bir insandan vazgeçmek, Bir insanı hayatından sonsuza kadar çıkartmak zorunda kaldın mı.?
Hani ölmüş gibi, hani uzatsan da elini tutamayacağını bilmek gibi.
Her an kapından içeri gülümseyerek gireceğini bekleyip ama aslında.
Hiç gelmeyeceğini bilmen gibi. Ne zor şey değil mi ölmediğini bilmek,
Ama ölmüş gibi ulaşılmaz olması artık o insanın sana
. Ne kadar katlanılmaz bir gerçek değil mi, sen hala bu kadar sevgili iken.?
Özlemek, bu kadar özlemek, etini kemiğini yakarcasına özlemek. Çok kötü değil mi? Bu kadar
özleyip onu görememek, ona dokunamamak onu işitememek.
Artık sonunun "di" li hali değil mi? Biliyorsun değil mi. Ne kadar umutsuz bir arayıştır o, Kalabalık caddelerde geçen binlerce yüze bakmak. Belki bir kez daha görebilmek için o yüzü. Belki biraz önce geçti bu kaldırımdan diye düşünmek. Belki şu an arkamda yürüyen insanların içinde bir yerde demek. Belki şu an üzerimdedir gözleri diye paranoyalar
yaşamak ne zordur Değil mi? Ne kadar eritir insanı fark etmeden. Sen de biliyorsun değil mi bunları? Bir sinema koltuğunda sende iki kişi gibi oturdun mu hiç? Hiç iki kişi gibi zevk aldın mı bir konserden yalnız başına. Güzel bir kafe keşfettiğinde, Güzel bir film seyrettiğinde, Güzel bir şarkı dinlediğinde, güzellikleri oranında eksik kaldıklarını hissettin mi. Paylaşamadığın için onunla. Hiç iki kişilik beyninle yarım
insan olabildin mi? Baktığında aynada yüzünün yarısını gördüğün oldu mu hiç? Sana hayatındaki en büyük yoksunluğu yaşatandan Nefret edemediğin Oldu mu hiç?
Gözünün içine baka baka kolunu bacağını kesen bir insanın yüzüne, Sevgi dolu bir gülümseme ile bakabildiğin zamanlar oldu mu hiç? Hayatta inandığın bütün değerleri alt üst eden birisine aşk şiirleri Yazabildin mi? Onu içinde korumanın seni yok etmek olduğu zamanlara FEDA OLDUN MU HİÇ.?
Kendine İyi Bak
Kendine İyi Bak
"Kendine iyi bak" bir "veda" degil "elveda" cümlesidir çogu zaman.
O üç kelimeden çok daha fazlasini gizler içinde...
"Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra ben yaninda olmayacagim.
Olamayacagim. Istesem de istemesem de.
Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmani istiyorum. Olurda bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum.
" "Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra kendinden baskasi olmayacak yaninda sana bakacak. Ben olmayacagim. Kendine iyi bak ve beni düsünme.
Çünkü ben de seni düsünmeyecegim artik.
Arama sakin beni, yazma, çünkü ben yazmayacagim.
Sil beni yüreginden, çünkü ben silecegim.
Fakat, yasanilan, paylasilan güzel seyler hatirina sana yürekten mutluluklar diliyorum.
Ve ben bir daha dönmemek üzere gidiyorum
" "Kendine iyi bak.
Aramizda geçen herseye ragmen benden sonra iyi oldugunu bilmeyi tercih ederim.
Aslinda bilmem çok önemli degil, iyi oldugunu varsayacagim ben.
Seni bir daha asla görmemek üzere gidiyorum ben, seni kendinle basbasa,
Yapayalniz birakiyorum ben.
Biliyorum kendini birakacaksin benden sonra, o yüzden iyi bak diyorum.
Aslina bakarsan, çok da fazla umursamiyorum.
" Kendine iyi bak, derler ve giderler.
Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla söylerler bunu.
Çünkü onlari ayirmak, eti tirnaktan ayirmak gibidir.
Kolay kolay kopamaz onlar, süreç çok aci vericidir, yürek parçaliyicidir.
Her seferinde azalan umutlarla geri döner ve yine "Kendine Iyi Bak" gözleriyle ayrilirlar.
Ta ki umut da, sevgi de tükeninceye kadar..
*Taki son elveda mezar sessizligine bürünüceye kadar*
Tutkunun ötesinde sevenler, bir kez "Kendine Iyi Bak" derler ve giderler.
Onlar eti tirnaktan ayirmak yerine ölümü yeglerler.
Onlar bu aciyi bir kezden fazla kaldiramayacaklarini bilirler.
Kendine iyi bak, derler ve giderler.
Bu sözlerin içinde ihanet yok, hiç bir zaman olamaz derler ve giderler.
En büyük ihanet degil midir aslinda seni seveni, ihtiyaci olani yüzüstü birakip gitmek.
Kendine iyi bak, derler ve giderler.
Seni suskunluga mahkum edip giderler.
Seni parçalara ayirip, en büyük parçayi yanlarina alip giderler.
Seni senden alip giderler.
Daha kötüsü suçlayamazsin onlari tüm bunlar için.
Kendine iyi bak deyip gidenin geçerli bir nedeni vardir elbet.
Suçlatmaz kendini. Savasmadiklari için kizarsin ama suçlayamazsin.
Savasmislarsa, yenildikleri için kizarsin ama suçlayamazsin.
*Yenildigin için kizarsin ama suçlayamazsin*
Ayriligin kaçinilmazligina inandirir seni, kendine iyi bak, derler ve giderler.
Elinden umutlarini, düslerini, sevgilerini alip giderler.
Bir tek anilari birakirlar geride,
Bir de hatirladikça gözyaslarina bogulasin diye unutulmayan nagmeler.
Arkalarina bakmadan çekip giderler eger yalniz kalmissan,
Çünkü insafsizliklarini görmek istemezler.
Hersey o saniye orada bitsin, kapansin bu sayfa isterler.
"Bitti" diyemedikleri için , kendine iyi bak derler.
"Kirildim ve affedemiyorum" diyemedikleri için kendine iyi bak derler.
"Seni istemiyorum artik, hayatimdan çikaracagim ama bil ki hiç unutmayacagim"
Diyemedikleri için kendine iyi bak derler.
"Biliyorum çok kanayacaksin ama daha iyisini yapamiyorum" diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Vicdanlarini rahatlatmak için kendine iyi bak derler, çünkü o kan uzun süre akacaktir ve o yara asla kapanmayacaktir, bilirler.
Kendine iyi bak bir noktadir çogu zaman.
Kendine iyi bak deme bana, sadece kötülükler noktalansin isterim ben.
Oysa sen iyisin....
*Sen gözümdeki isik, dudagimdaki tebessüm, sen içimdeki sevinçssin.
Sen hayatima renk katan, sen yüregimdeki çarpinti, sen hayatimdaki nesesin.
Sen yolumu aydinlatan, sen dert ortagim, sen gönül yoldasim, sen bir tanesin.
Kendine iyi bak deme bana.
Nokta koyma.
Keske böyle yasanmasaydi bazi seyler, keske affedebilsen beni, keske ben de affedebilsem.. Keske döndürebilsek zamani geriye.
Keske bugünkü aklimizla yasasak herseyi bastan.
Nafile...Ama yine de, gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi?
Sen eksikken, ben nasil tam olurum?
Senden kalan boslugu kimlerle doldururum?
Savassak aramiza giren seytanla olmaz mi?
Hani büyük asklar her türlü engeli asardi, hani gerçek dostluklar her sinavi geçerdi,
Hani sevgi eninde sonunda kazanirdi?
Hani hayatta hiç kirlenmeyecek degerler vardi?
Hani en büyük zaferler, en kanli savaslarin ardindan kazanilirdi?
Bunlarin hepsi yalan mi?... Sahiden...,
Gitmesen olmaz mi?
Bitmesek olmaz mi?
Peki o zaman...
Senin istedigin gibi olsun...
Öyleyse...
Sen de "Kendine Iyi Bak.
"* Kendine Iyi Bak derler, kursunu kafana sıkıp giderler