|
GÖĞSÜNÜN SICAKLIĞINA DÜŞÜR BENİ
Bütün mevsimler sen şimdi.
Hüzünlü gözlerinden bana doğru uçuşan martılardan, sabrımın katıksız bekleyişinden alıntılar yaptım sana, sırf bu yüzden. Sen molasındayım yani, bitirimhanelerinden çıkarıyorum bütün benleri, hazırlan ufkumun yüreğine uzanan yolculuğuna. Sana döküleceğim aşkın yamaçlarından, usul usul.
bende olduğunu biliyorum artık, şehrimin gölgesiz kalan, şehrimin yağmur kokan her yerinde adına ait bir şeyler saklı, tut elimden tek tek çıkaralım senleri oralardan, tut, özlemine giden bütün sokaklarımı içimden çek çıkar, bütün yollar sana çıksın hadi, tut, en katıksız düşler kuralım seninle, camın sana bakan tarafını temizle hadi, buğusunu sil göğümün, uykularımı diz gecene, sabah seninle güneş, öğle seninle gün, ikindi seninle loş kalsın tenimde. De ki, “bir an gelsin fısıltıyla karışık şarkılar mırıldan bana. Öyle kalsın zaman, içime düştüğün gibi hep.” Geçmişe ibret olsun diye yıkıyorum karanlığımı, geldiğinde yağacağın yarınlara inat bugünden sarılıyorum, bugünden asıyorum düşleri koynuna…
Bilir misin, sevmek hesapsızdır, neden sevdiğini bilmeden seversin, zamanmış, hayalmiş bakmadan, görmeden, seve seve bulursun içini, seve seve, sarılırsın, ağlarsın, özlersin en özleminden, düşe düşe bulduğun kaldırım kokusudur, bilir misin, sevdin mi böyle, çocuk gibi hem de, hep bir artısı vardır yokluğunda, eksildiğin güne bakmadan , sıra sıra önce kaybolur sonra bulursun, mazgalları dolar göz bebeklerinin, seversin ama, ulan bit kadar aklın vardı, o da güme gider her gördüğünde, işte buna benzer sevda, dergâhın toz tutmaz, yüzün yoz görmez hiç..
Bende olduğunu biliyorum artık.
Yaşamın yağmuruyla ak pak edilmiş gözlerin vuruyor her geceme… Dünden beri koşuyorum sana, dünümden bu yana, pususundayım umutların, sen, evet sen, kapanıyorum sana, sus payı yok şimdi senden bana,
dört duvarım, sabrı otuzüçe bölen zamanımsın.
İŞTE SONUNDA GİTTİN...
sürekli kalmaktan bahsederdin ya hani,bu gidişin çok koydu bana...sürekli gelecekle konuşurduk ya hani mutlu olacagımız günlerden konuşurduk ya içim hep rahattı..gitmek...yüz üstü bırakıp gitmek..bunlar yoktu bizim dünyamızda...adını bile anmazdık..peki o zaman buda nerden çıktı..??o zaman neden yanımda degilsin..??bu yaptıgın yüz üstü bırakıp gitmek değilde ne..??nasıl kıydın bize..??hangi acımasız neden girdi aramısa..??hani benimdin..??sonsuza kadar yanımdaydın..??nerdesin o zaman neden yoksun..??hiç mi düşünmedin ben sensiz naparım die..??nasıl bu kadar acımasız oldun..??ömrüm derdin bana,hayatım derdin bütün hayatım al senin derdin...bütün ömrümü adadım sana ölüm bile ayıramaz bizi derdin..o zaman nie bu çekip gidiş..??niye ya niye bu acımasızlık..??dayanabilir miyim sanıyorsun..??sensiz yaşayabilir miyim..??nasıl alışcam şimdi..??bir anda nasıl çıkarcam seni bütün anılrımdan..??kolay mı sence..??söyle kolay mı..??seni hiç bir zaman unutamıycam,biliyorum..hiçbir zaman alışamıycam yokluguna..alşmakta istemiorum zaten..seni gerçekten sevdim,bitmiyecek derdim hep ve BİTMEYECEK..İÇİMDE HEP Bİ EKSİKLİK OLARAK KALICAKSIN..HİÇ BİR ZAMAN TAMAMLAYAMADIGIM BİR EKSİKLİK..ŞİMDİ HOŞÇAKAL...HOŞÇAKAL AŞKLARIN EN GÜSELİ...
İHTİLAL ZAMANLARI
İhtilal zamanları soğuktu bakışlar,konuşmalar,sevmeler.."
Daha emeklemeyi öğrenmeden ölmeleri ve ayrılıkları yaşadım..
Küçüktüm..Habersizdim..Saftım...Bilmiyordum..
Sadece okuduklarımla sınırlıydı sevişler..
Bir delikanlı soruyordu kıza:
" Bir militan olduğumu bilseydin severmiydin beni?" diye..
"Evet" diyordu kız nefesi donduran Eylül soğuğunda sevdiğinin yüzüne bakarak..
Bakışlar donuk..
Sevişler kan kokusu..
Ölümler kurtuluş...
Ve yaşamak yalan kadar soğuk..
.
.
Şimdi aynı ayda,aynı tende,aynı duygularla karşıladım seni..
Sense Eylüllere rağmen sıcak bir tebessüm göstermedin bana..
Bir gülseydin..
Bir sarılsaydın..
Bir buse kondursaydın yanağıma..
Yüreğimdeki ihtilallerin kıvılcımını çakardım yüreğine..
Yanağındaki gamzeye gömerdim kendimi..
Ve yaşardım her şeye rağmen seni sende..
Ama..
Eylüller seni de sürüklemiş gölgesinin ardından..
Git..
Soğuk nefesini..
Taşı kıskandıran kalbini..
Ve bendeki seni..
Al ve git...
Senin olmadığın bir hayatta..
Yüreğim ihtilallere gebe...
Soğuk eylül, soğuk bakışlar ve soğuk sevişler..
Yok bundan sonra...
BİTİRMEDİN OYUNUNU
Ben ve yanlızlığım vardı uzun zamandır.Kimselere vermek istemediğim, bir türlü güvenemediğim bir kalbim vardı benim.Sen girdin hayatıma birden bire hiç beklemediğim bir anda. İzinsiz bir yolcu gibiydin, ben ise birçok zaferler kazanmış ve birçoğuna geçit vermemiş bir bekçi. Karşı koymak istedim diğerleri gibi. Ama bu sefer olmadı işte yapamadım, durduramadım seni.Bir şekilde dokundun kalbime ben istemeden.Sonra bir çocuk buldun bende daha benim bile bilmediğim, tanımadığım. Varlığından bile habersizdim oysa onun.Çok korktum ondan, çekindim çünkü o daha sadece küçücük bir çocuktu ve beni değil seni dinliyordu. Saf, tertemiz, dürüst, düşünmeden hareket eden, yalan nedir bilmeyen ve senden başkasını gormeyen bir çocuk. Ben yoktum artık bedenimde bir başkası vardı ve beni o yönetiyordu.Bu çocuk senindi ve korkarım senin kollarında büyümek istiyordu. Güvenebilirdin ona sarılabilirdin sıkı sıkı zaten gitmeyede pek niyeti yoktu. Oysa sen güvenmedin ona belkide güvenmek istemedin, onun yerine oyunlar oynamayı seçtin...
Senin yanındayken çok masum ve iyi gorunuyordu. Sürekli gülen, keyifli, konuskan, hayata bağlı... Ama sen birden bire gittin ve ben başbaşa kaldım o çocukla. Dışardan baktığımda tanıdığımı sanmıştım o çocuğu ama yanılmışım. Hırçın, inatçı, mızmız, susmak nedir bilmeyen, zaman zaman ağlayan bir çocuk olmuştu birden bire. Ve ben onunla nasıl başedeceğimi bilmiyordum. Bildiğim tek şey vardı, o seni yanında istiyordu. Bende onu susturmak için tek çare olarak bile bile seninle oyununu oynadım. Ve bir söz verdim ona, bu hikayede iyi veya kötü bir son elde etmeden vazgeçmeyeceğime, çekip gitmeyeceğime...
Haketmediğim şeyler yaptın bana, senden duymak istemediğim sözler duydum, kimselere yapmayacağım şeyler yaptım. Çünkü o susmak bilmiyordu bir türlü, mızmızlık yapıp durdu, bir şekilde vazgeçip giderken hep yollarımdan dondurdu beni. Ve rahatlamadı içi bir türlü, bu hikaye böyle bitemez dedi ve hiçbir zaman yetmedi yaptıklarım zaten benim üzülmem veya canımın yanması umrumda değildi...
Oyunun kahramanı olmaktı istediğim ve bunun için uğraştım uzun süre, hiçbirşeyi bozmadan veya seni kırıp üzmeden bitmesini istedim oyununun ama olmadı işte. Olmadı diyorum çünkü sen birkaç ayrıntıya takılıp kaldın. Ellerimi uzattım sana ama sen tutmadın, bitirmedin oyununu. Ben kendimden küçücük bir çocuk için vazgeçmişken, böyle bu şekilde yaşamayı seçmişken, senden ise sadece oyunun sonunu değiştirmeni istemiştim. Çok mu fazlaydı bu isteğim gerçekten? Çok mu zordu istediğin şekilde bitmesinden vazgeçmen? Benimkinin yanında çok küçük bir istekti oysa...
Seninle buluşup buluşamamız adeta sadece bana bağlıydı ve bu benim hiç hoşuma gitmiyordu. Uzadıkça canım sıkıldı, özleminle çekilmez katlanılmaz oldu ve ben yoruldum, pes ettim sonunda. Ve tabi o susmak bilmeyen çocuk... Ve ben yıktım herşeyi. Çünkü gelmeyecektim artık bu kadardı gücüm. Benim kadar üzülüp acı çekmeni istemedim. Beni umutla beklemeni istemedim. Çünkü seven birinin elinde umutları varsa ve karşısındakini bir türlü kötüleyemiyorsa ne yaparsa yapsın ondan vazgeçemiyor.Hergün yollarını gözlüyor, bir haber alabilmek için her kapıyı zorluyor... İşte sadece bu yüzden bile bile üzdüm seni, canını yaktım, yok ettim o küçük çocugun umutlarını. Ama o çocuğa verdiğim sözümü tuttum, bir son yarattım hikayeye. Ben senin vazgeçip gitmeni bekliyordum aslında, sadece bir veda bekliyordum...
Sonunda susturdum onu işte.Ama o bana küstü seni üzdüğüm için ve kaçtı gitti. Bilmiyorum şu an nerelerde, ne halde, ne yapıyor. Artık benden hiçbirşey istemiyor veya beklemiyor. Çünkü gayet iyi biliyor sana çıkan tüm yollarımı yıktığımı. Gayet iyi biliyor daha fazla birşey elimden gelmediğini.Sana gelmelerimin yasak olduğunu. Şimdi bir hücredeyim ben sözlerimiz ve yaptıklarımızla inşa edilmiş. Beni burdan çıkarmanın anahtarı sadece sende, senin sesinde, birkaç sözünde...
Kim bilir belki birgün bulabilirsin beni buradan çıkarabilecek gücü içinde. Belki affedebilirsin birgün beni aynı benim seni affettiğim gibi. Çünkü bilirsin çocuklar küsemez kimseye sadece dargın kalabilirler bir süre. Sonra unutulur gider tüm yaşananlar kocaman sevgi dolu kalplerinin içinde. Çıkarabilrsen beni işte o zaman hayal olmaktan kurtulur aşkımız ve belkide yepyeni bir sayfada tekrar birbirmizin oluruz.
SON MEKTUP
Son mektup
Son mektubu yazarken elin titremedimi ?
seni yaradan tanrim merhametvermedi mi?
UNUT BENI DIYORSUN,BEN SANA"YAR"OLAMAM
SACIM AGARSA BILE BEN SENI UNUTAMAM...
Eeer kizim olusa adini verecegim..
her yavrum degisimde,hep seni gorecegim
Eeer oglun olursa adimi ver sevdigim fenere gonen varsa oda benim sevdigim..
Karsima gecipte bana bakardin
CENNET GULU GIBI BIR ASK KOKARDIN..
Bu gece sonkez akacak gozlerimdeki yazlar..
son kez dokulecek o en son damlalarim
bu gece son kez bakacagim o bugulu gozlerine,son kez bakip yirtacagim o son resmini..
her gece yildizlardan ismini yazardim ya sevgilim,bu gece son kez yazacagim ismini yildizlara...ve seni nekadar sevdigimi bagiracagim sesimi yankilacak daglar denizler..
BU SON MEKTUP sana ey sevgilim..
Dugun davetiyemi almadin mi yoksa!
hayallerimiz yalan cikti sevgilim,aylardir burada yoktu diyorlar..
buhalin bizi yakti sevdigim,mutlu olamam sensiz bilirsin beni,son goz yaslarim davetiye akti sevgilim..
nikah memuru sasirdi kaldi,gozlerim her yerde seni aradi.
simdi sen yanimda yoksun,bir baskasi var yanimda
SENI NE COOOOOOK SEVIYORUM oysa SEN tutacaktin ellerimi baskasi degil ooofff sevdigim offfffffffff
aylar yillar gecti hala seni bekliyorum..
geri don desen hic dusunmeden donerim
hala icimde bir umut tasiyorum guzel gunleri sanki tekrar yasayacagim
senle birlikte olup mutlu olacagim.bilemezdim severek ayrilacagimizi
bilemezdik ..bilemezdik sevgilimmm
SONU OLMAYAN BİR SAVAŞIN İÇİNDEYİM
Sonu olmayan bir savaşın içindeyim.
Sonu olmadığını bildiğim halde girdim bu savaşa, bile bile....
Şimdi dönüşü yok... kurtuluş hiç yok....
Hani insan kapılırya bir dalgaya, kapıldım gidiyorum...
Nereye gidiyorum onuda bilmiyorum.
Böyle bilinmezlikler içinde savaşıyorum kendimle....
Oysa benim bir düşüm vardı...
Gerçekleştirmek istediğim düşlerim vardı.
Tutunmuştum onlara, sarıldığımda kendimi güvende hissettiğim düşlerim....
Ve sana dair düşerim.... Sen....
Gittin....
Düşlerde gitti, düşlerimde....
Şimdi bir boşluktayım işte...
Biliyorum
Düşüyorum....
Düşerken bir dalgaya kapılıyorum,
Nereye sürüklendiğimi bilmediğim hırçın bir dalga...
Götürüyor beni uzaklara...
Yaşamak adına neyim varsa alıyor elimden bir bir...
Şimdi elimde kalan bir kalemim var.
Aldım elime yaşama dair birşeyler yazmak istiyorum.
Sevgi adına, aşk adına...
Ama sen katili oldun hepsinin
Hiçbir duygum kalmadı....
Şimdi bana öğrettiğin tek şey var....
Kin ve Nefretim...
Bu canavarı içimden sen söküp çıkardın sen...
Oysa nasılda seviyordum seni nasıl da sevgi doluydum sana karşı.
Sen görmedin, gördünde işine gelmedi.
Gitmek istiyorum, kaçmakk, bu şehirden kopmak istiyorum.
Bu şehir bana acı veriyor.
Sen olmasan da hayalin karşımda her an.
İşte acıtıyor canımı bu...
Evet terk etmeliyim bu şehri....
Çok şey aldı götürdü benden bu şehir...
Benliğimi, umutlarımı,düşlerimi ve seni aldı götürdü içimden....
Bu bir özlemdir... ( Sevgiliye duyulan)
Bu bir aşktır.....( Hasreti çekilen)
Bu bir isyandır....( Hayata sövülen)
Ve Bu bir Nefrettir... ( sana...(duyulan)...)
Gidiyorum işte.....
Şimdi sana söylenecek Tek şey " benim çektiğimi çek...(me)...
İYİ Kİ OĞDUN CANIM
10 temmuzda dünyaya merhaba diyen masumca,sebepsizce dünyaya gözlerini acmış.Bilmiyordu bu kadar sevilip sevilmicegini.Evin belkide neşe kaynagı olmuştu.Daha dün parkta kumlarla kaleler yapıp bugün canının yancagından habersizdi.Hayattan cok beklentisi,umutları vardı.Belkide isyan etti dogdu güne,yaşadıgı günlere.Hersey adının hakan olmasıyla onu o yapmışdı.hayatın oyun oldugundan haberdardı.Artık büyümüşdü herseyin farkındaydı.Onun sevdigi kız olarak iyi ki dogdun diyorum.Tam eş ruhumu hayallerimi süsleyen genc cıktı derken hayatımdan apansızca,caresizce gitti.iyi ki dogdun iyi ki nefes alıp veriyorsun.o bile yeter.Sana verilen herseyin,sunulan yaşamın kıymetini bil.Daha dün kücücük elleriyle yaşama sımsıkı baglanan cocuk bugün büyümüş askerdi.Hersey gönlünce dudaklarımın arasından cıkan kelimeler seni seviyorum derken o gec gidi vermişdin beni bi basıma bırakıp ölece.Birgün biz kavusursak biteriz demişdim ya bugün biz YOKTUK işde bak.YOKUZ BİZ ARTIK...
SENSİZ YAPAYALNIZIM
YİNE UZAKLARDASIN O GECE ,BENSE BİR SAHİL KENARINA OTURMUŞ, CEBİMDEKİ SON PARAMLA ALMIŞ OLDUĞUM ŞARAPLA, BANA DOST GÖRÜNEN YILDIZLARA BAKİYORUM.. ONLAR SUSKUN ;SADECE BENİ DİNLİYOLAR ..BENSE SANA HASRET KALDIĞIM GÜNLERİ HAYKIRIYORUM ONLARA.. AĞLAMIYORUM ÇÜNKÜ GÖZÜMDEN DÖKÜLEN GÖZ YAŞLARIMLA BOĞULMAKTAN KORKUYORUM..SESSİZCE UZAKLAŞIYORUM BURALARDAN,UYKU MU_? UNUTULDU ARTIK..HASRETLE PARCALIYOR ODAM.
YAWAŞ,YAWAŞ GÖTÜRÜYOR BENİ SONSUZLUKLARA ,ARTIK RÜZGARLAR BİLE.. ŞİMDİ GİDİYORUM AMA GİTTİĞİM YERDE RESİMLERİN OLACAK,KEŞKE ŞİMDİ YANIMDA OLSAYDIN SENİ DÜŞÜNDÜĞÜM GECELERDE YORGANIM YERİNE SENİ SARARDIM..CANIM ACIDIĞINDA ELİNDEN TUTAR YARAMI SARARDIM..ŞİMDİ BİR DOSTUM YORGANIM,BİR DOSTUM YILDIZLAR..SENİ ÖZLEDİM BE AŞKIMMM
DEMEK Kİ ;AYRILIK VAKTİ GELMİŞ,ARTIK NE YAPARSAK YAPALIM HAYAT BİR HAYALMİŞ..
ÖLÜMDEN ÖTE HİÇ BİR ŞEY KALMAMIŞ,BIRAKALIM HAYAT YERİNE BAKSIN,BENDE SANA HASRET BU ŞEHİRDEN GİDİYORUM..
DAHA GÜZELİ İSE SADECE WE SADECE MEZAR TAŞINDA!!BU GENC HAYATTA YAŞAMAKTAN DEĞİLDE,SEVDA PEŞİNDEN YAŞLANDI ÖLDÜ YAZSINLAR.HERKEZ BİLSİN Kİ; SANA KAPILDIĞIMI,BU SEVDANIN UFKU İLE BU GECE ÖLÜRÜM..SENİ ÇOOOK ÖZLEDİM BE AŞKIMM..SENLE BU DÜNYADA KAVUŞAMADIK AMA AHİRETTE SENİ DÖRT GÖZLE BEKLİCEM..
CESARETİN VAR MI?
Cesaretin varmı yazdıklarımı okumaya !
İşte yine bir pazar akşamı. Adı diğer pazarlardan farklı değil aslında ama ne ben o eski pazarlardayım nede bu pazar onlardan biri...
Pamuk tanesi kar serpintisini görünce atıverdim kendimi dışarı sahil boyu yürürken hani film şeridimi derler? Öyle geçiverdi pek çok sahne…
Stradivarius yapımı bir kemandan çıkan nağmeler eşliğinde. Uzaktan gördüm çınarın kollarını yaklaştıkça daha bir büyüdü..
Hani bazen uzaktan bakıp gözünüzde büyüttüğünüz bir şeyi yaklaşıp tanıyınca büyüklüğünden eser kalmaz bu çınar tam tersi yaklaştıkça büyüdü, büyüdü....
Denizden esen sert,soğuk rüzgar dallarında kar bırakmamış bugün.
Gerçi görmeyeli çok uzun zaman olmadı ama daha bir ağırlaşmış gördüm heybetli vücudunu.
tam dallarının altında ki bankla nasılda özdeşleşmiş sanki o bank orda olmasa çınarda olmayacak ya tersi.
Ah! bugün geç kalmışım bankın üstünde tek el olmuş iki çift el, omuzlara yaslanmış iki baş çınarın kolları altında seyr-i endam etmekte…
Aylar öncesi geldi yine aklıma, o zaman mekan aynı mekan saat sanki bu sıralar ama figüranlar farklıydı.
Uzaktan göz kırptım çınara dallarını hafifçe eğerek anladım der gibiydi.
Çayımı yudumlarken boğazımda kısa süre bir şeyler düğümledi. Sigaradan olsa gerek zaman zaman içiyorum işte.
çayla birleşince de bir başka oluyor meret.
Çınar dallarını hafif hafif sallayarak üzerindeki karları çiftin üzerine indirmek üzereydi.
Nede olsa onlar bana göre yabancıydı çınara, yada sadece biri...
Bardağı bankın üzerine bırakırken elim bir şeye dokundu, irkildim.
Sonra bakınca gördüm bizim küçük çiçekçi çocukmuş. Usulca yanıma oturuvermiş elinde yine kırmızı gülleriyle…
Üşümüş ellerinin tekini cebine sokmuş yanaklar ve burnu kızarmış aynı şekilde.
Birden hızla kalkıp çifte doğru yöneldi yeni görmüştü sanırım, sadece gülleri uzattı sessizce, ama eli havada kaldı erkek elinin tersiyle git işareti yaparken o çoktan dönmüştü geriye.
Alışıktı bunlara…
Gel diyerek işaret ettim sonra yanıma geldi bir bana birde çifte baktı dikkatle bir daha, bir daha..
Kurtarıp kendisini soru işaretlerinden elindeki kırmızı güllere bakarak koşarak uzaklaştı az sonra nefes nefese elinde bu sefer bir beyaz gülle geldi bakıştık, gözlerimi kaçırdım gözlerinden.
Gidip çiftin yanına hiçbir şey demeden gülü bayanın kucağına bırakıp hızla uzaklaştı. Ne bana baktı nede başka bir yere…
Önce bir şeyler karaladım bir parça kağıda sonra sordum kendime cesaretin var mı yazdıklarımı okumaya? Ama şimdi değil...
Keman çaldı ben yürüdüm. Nereye mi? Bilmem....
|